Alanlar

Alan…

Bu yazıda alan derken çalışma alanlarından kastedeceğim.

Biliyoruz, belki bilmesek de hissediyoruz. Hayatımız birtakım ezberlerle dolu.

“Herkes birer alanda uzmanlaşmalı, herkes alanıyla ilgili lise veya üniversite okumalı, herkes alanıyla ilgili iş yapmalı, herkes sadece para kazandığı işi yapmalı.” gibi ezberlerden dolayı ülkemizde hobi veya amatör seviyesindeki işler gereksiz olarak görülmekte.

Oysa bu ezberler; yaratıcılığı, alanlar arası ve alanlar üstü çalışmaları, sevdiğimiz işi yapmayı, sevdiğimiz alanlara biraz da olsa kaymayı, hatta bilimi ve sanatı buduyor.

Ülkemiz yüz yıl önce kuruldu. Yüz yıldır bir türlü gelişmiş ülkeler seviyesine çıkamadık maalesef. Bunun bir nedeninin bu ezberler olduğunu düşünüyorum.

Evet, maalesef eğitim sistemimiz de bu ezberlerin yaşamasına katkı sağlıyor. Ancak çare, oturduğumuz yerden eğitim sistemi hakında olumsuz yorumlar yapmak değil.

Alanımızı sevmiyor muyuz? Tek bir alana mahkum değiliz. Aslında alanlar o kadar keskin sınırlarla birbirinden ayrılmıyor. Az önce alanlar arası ve alanlar üstü çalışmalar demiştim, bu çalışmalar çoktan tek başına birer alan oldu bile.

Birden fazla alanla da uğraşabiliriz. Yüz yıl öncesine kadar hezarfen denilen birden çok alanda bilgi sahibi kişiler vardı. Bu tür kişiler bizim geçmişimizde de Batı toplumlarının geçmişinde de vardı.

Zaman yönetimimizi sağlayarak ya da zaman yönetimimiz üzerinde değişiklikler yaparak hobi veya amatör seviyesinde sevdiğimiz alan(lar) üzerinde çalışabiliriz. Nereden bileceğiz hobi veya amatör seviyesinde uğraşacağımız alanlarla ileri doğru bir iş yapıp yapmayacağımızı.

Amacım insanları, galeyana getirip sevmedikleri işlerinden istifa ettirmek değil elbette, sadece bu ezberleri biraz olsun kırabilmeyi çok isterim.

Sağlıcakla kalın.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir